Bütçenin rehin alınması: Söke söke

Muhalefetin, iktidara geldiklerinde, AKP'nin Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) sözleşmeleri ile şehir hastaneleri, köprü, yol projeleri kapsamında müteahhitlere verdiği ödeme garantisini tanımayacaklarını ve ödeme yapmayacaklarını açıklaması üzerine Cumhurbaşkanı da "söke söke alırlar" dedi.

Bütçenin rehin alınması: Söke söke
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu

Bütçenin rehin alınması: Söke söke

Cumhurbaşkanı'nın bu açıklaması kendi iktidarlarının savunması olarak mı, yoksa "kraldan ziyade kralcı" olmak gibi müteahhit firma ya da şahıslara destek anlamında mıydı?

Söke söke alırlar ifadesi şık bir üslûp olmadığı gibi, hukuken de hemen kestirilip atılacak bir durum değil. Konuyu hukuka yatırdığımızda, gerçekten söke söke alabilirler mi?

İki açıdan alamazlar;

- Türkiye Cumhuriyeti devlet olarak anayasanın kendisine verdiği yetkileri kullanma hak ve egemenliğine sahiptir. Bu yetkilerden biri de kamulaştırma ve de devletleştirmedir. Devlet hizmetlerinde ölçüt "kamu yararı"dır. Ve kamunun yani halkın yararına olmayan işlemleri/eylemleri durdurma, iptal etme devletin sorumluluğu gereğidir.

KÖİ sözleşmeleri gereği halkımız kullanmadığı yol ve köprülerin ücretini ödemektedir. Burada halkın yararı değil, ödeme garantisi verilen müteahhidin yararı vardır. 

KÖİ ve şehir hastanelerinin bütçeye olan yükü her yıl artmaktadır. Sadece 2020 yılı bütçesinden KÖİ projelerine ayrılan pay 14 milyar liradır. Kur farkından dolayı 2020 yılında ödenen miktar ise 18.8 milyar liradır.

Garanti ödemeleri yetmezmiş gibi, AKP tarafından verilen, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu'nda 3 Mart 2021 tarihinde görüşülen ve TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen torba kanun teklifine göre KÖİ projesi alan ama bankalardan kredi bulamayan şirketler için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın kefil olması istenmiş; ödenmeyen borçların devlete kalması, devletin şirketlere kefil olması sağlanmıştır.

Yapılacak iş: Mevcutta yer alan KÖİ projeleri devletleştirilmelidir.

- İkinci çözüm ise, KÖİ modeliyle yapılan projelerin garanti ödemeleri, tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını nedeniyle birçok ülkede mücbir (zorunlu) sebep ilan edilerek ertelenmiş, dondurulmuş ya da feshedilmiştir.

Türkiye'de yatırım hacmi 150 milyar doları aşan KÖİ projeleri kapsamında 2020 Mart'ından beri salgın koşulları yaşanmasına rağmen iktidar tarafından mücbir sebep ilan edilmeksizin yüklenici firmalara, yukarıda belirttiğimiz gibi, 18.8 milyar lira garanti ödemesi gerçekleştirilmiştir.

İç hukukumuzda salgın hastalığın mücbir sebepler arasında sayıldığı düzenlemeler vardır. Ayrıca Yargıtay kararları da salgın hastalığın mücbir sebep olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Uluslararası alanda ise, 140 ülkenin şirketlerinin temsil edildiği Milletlerarası Ticaret Odası'nın mücbir sebep hallerine ilişkin olarak sözleşmelere eklenmek üzere tavsiye niteliğinde hazırlanan örnek maddeler kitapçığında da salgın hastalıkların mücbir sebep olarak kararlaştırılabileceği belirtilmektedir. 

Hukukta mücbir sebep; görevin/yükümlülüğün ve sorumluluğun yerine getirilmesine engel oluşturabilecek nitelikte bulunan ölüm, iflas, hastalık, tutukluluk, afet ve buna benzer hallerdir. Yine KÖİ mevzuatının Mücbir Sebep Halleri başlıklı 59'uncu maddesinde mücbir sebep olarak kabul edilebilecek haller sırasıyla şöyledir: Doğal afetler, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi veya genel seferberlik ilanı veya savaş ve ifayı imkânsız kılan diğer haller.

Çözüm alternatifleri bu iken, "söke söke alırlar" demenin alemi var mı? 

İşin aması var: Son yıllarda yapılan kamu ihaleleri incelendiğinde büyük ihalelerin hemen hemen hepsinin belli şirketler tarafından alındığı görülmektedir.

AKP iktidarının KÖİ projelerinin garanti ödemelerini mücbir sebep ilan etmemesi kamu zararına neden olmakta ve bütçeyi rehin almaktadır. 

Gelelim zurnanın zart dediği yere! KÖİ projelerindeki ihtilafa kim bakacak? Türk yargısı bu işin neresinde!?

Üzülerek belirtelim, iflas ettirilmiş Osmanlı Devleti'nde bile Osmanlı'nın borçlarında yetkili mahkeme Şûrayı Devlet (Danıştay) idi yabancı devletlerle olan çekişmesinde.

Ne var ki, şimdilerde İngiliz Tahkiminden söz ediliyor. Yani çekişme (ihtilaf) durumunda hakeme gidilecek. Ama bu hakem Türk değil, İngiliz.

Tahkim nedir derseniz; bir hukuki çekişmenin, mahkeme yerine tahkim kurulları (hakem heyetleri) aracılığıyla çözüme bağlanması usulüdür.