Göçmen köprüsünden suç köprüsüne

Göç, haritadaki yeri ne olursa olsun, hemen her ülkeyi etkileyen bir sorun… Asya, Avrupa ve Afrika'nın kesiştiği bir noktada yer alan Türkiye için daha da hayati bir önem taşır bu iş. Çünkü, ülkemiz; konumu nedeniyle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş batı ülkelerine gitmek isteyen düzensiz göçmenler için fiili bir köprü işlevine sahiptir.

Göçmen köprüsünden suç köprüsüne
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu

Göçmen köprüsünden suç köprüsüne

Genellikle içinde bulunduğu olumsuz koşullardan kurtulma umut ve özlemiyle ülkesini terk ederek başka bir yere göç etmeye çalışan kişilerin talepleri, bu alanda maddi çıkar sağlamayı amaçlayan kaçakçılar için son derece uygun bir ortam oluşturmaktadır.

Kaçakçılar, kişilerin çaresizliğinden yararlanarak, onları bir taraftan ekonomik açıdan acımasızca sömürürken, diğer yandan yaşam haklarını, vücut bütünlüklerini ihlal etmekte ve onurlarını zedelemektedir. Bunun yanında ceza hukuku boyutuyla uluslararası bir suç türü olan "göçmen kaçakçılığı" ve "insan ticareti" eylemlerini oluşturmaktadır.

Türkiye, "Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" ile bu Sözleşmeye Ek "Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol"ü imzalamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bu sözleşmeleri onaylayan kanunları kabul ederek iç hukukumuzun parçası haline getirmiştir.

Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 79'da "Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti" suçu düzenlenmiştir. Buna göre suçun oluşumu için failin; "doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan: Bir yabancıyı ülkeye sokması veya ülkede kalmasına imkân sağlaması veya bir Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlaması" gerekmektedir.

Bu suçta mağdurunun rızasının varlığı, yani faille anlaşmış olması eylemi hukuka uygun hale getirmediğinden suçun oluşumuna bir etkisi yoktur. 

Ancak rıza yoksa; insan ticareti, yaralama, özgürlükten yoksun bırakma gibi suçlardan biri ya da birkaçı oluşabilecektir.

İnsan kaçakçıları Türkiye'yi bir tür suç köprüsü haline dönüştürmüştür. Suriyeli sığınmacılardan sonra başka bir göç dalgası kapımıza dayanmıştır. Afganistan'dan kaçan binlerce kişi yasa dışı yollardan ülkeye girmeye çalışmaktadır. Bu durum insan kaçakçılarının aldıkları ücretlerin yükselmesi ve ölümlerin artması şeklinde iki sorunu da beraberinde getirmektedir.

İşin suç boyutu dışında sosyal ve ekonomik açıdan gidişatı oldukça vahimdir. Sığınmacı sorununu çözmezsek hepimiz yanarız.

Soruyoruz:

AB ile para karşılığı mülteci pazarlığı, insan ticareti değil de nedir? Küresel güçlerin oyununa gelip insani krizde boğulmak, ekonomik krizi mumla aratabilir.