Hâlâ mı FETÖ’ye tahammül hevesi

"Kötülerin zaferi için iyilerin hiçbir şey yapmaması yeterlidir…" (Serebnica Müzesi/Saray Bosna)

Hâlâ mı FETÖ’ye tahammül hevesi
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu

Hâlâ mı FETÖ’ye tahammül hevesi

15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ ile mücadele süreci başladı. Yıllar geçti ama kökü kazınamadı. Selçuk Tekay'ın "Beraber yürüdük bu yollarda" şarkısını AKP-FETÖ ortaklık marşına dönüştüren iktidar, "öküz öldü ortaklık ayrıldı" dese de, akla ister istemez  "Yıllar ayırsa bile" yollar ayrıldı mı, sorusunu getiriyor. Nasıl getirmesin ki; Başsavcılıkların "Tespit edilemeyen FETÖ'cüler 15 Temmuz'a katılanlardan fazla" uyarısının yanında Yargıtay'dan da benzer bir ses yükseldi;

Yargıtay 5.Ceza Dairesi üyesi İsa Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada: "15 Temmuz'dan sonra safralarını atan FETÖ, yoluna devam ediyor. Bu tarihten önce tüm avanesi ile her yerde olan FETÖ, şimdi beyin takımı ile özel ve kritik görevlerde… varlığını sürdürüyor" ifadelerini paylaştı.

Manzara vahimden de öte… İki tarafı açık boru. Bir yanda mafya-siyaset; diğer yanda FETÖ-siyaset. Ki devlet nerde? 

Daha doğru soru: Siyasetçinin haddi hesabı yok da, devlet adamı nerede?! 

Devlet adamının olduğu yerde;

- Hukuk devleti vardır

- Görev ve yetkisini kötüye kullanan siyasiyi yargılayan Yüce Divan vardır

- Devletin kılcal damarlarına sızan FETÖ'nün siyasi ayağının üzerine giden ve hesabını soran Yönetim vardır

- Yolları mafya ve müsveddeleri ile kesişmeyen, onlara meydanı dar eden Yönetim vardır

Hukuk Devleti ile Kanun Devleti nasıl ki, aynı anlama gelmiyorsa, devlet adamı ve siyasetçi de aynı anlama gelmez her zaman.

Kanunlar, adaleti, eşitliği gözetmiyorsa, hukukun üstünlüğü, insan hakları göz ardı ediliyorsa bu sadece kanun devletidir.

Hukukun üstünlüğü varsa, âdil, dürüst uygulamaya riayet ediliyorsa, demokratik ilkeler ve insan hakları temel alınıyorsa orada hukuk devleti vardır. Hukuk deyince "etik" kavramını da unutmamalıyız. Hukuk ile etik arasındaki ilişki insanların  bir arada yaşamaya başladığı ilk çağlara kadar uzanır ve insan topluluklarının uymak zorunda olduğu temel kuralların bütünüyle ilgilidir. Bu nedenle hukuk ve etik kavramlarının birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Etik, geniş anlamda ahlaki değerlerdir. Bir toplumda ahlâk değerleri düşükse, ne kadar mükemmel kanunlara  sahip olursa olsun orada âdil bir hukuk düzeninin varlığından söz edilemez.

"Devlet adamı" ile "siyasetçi" arasındaki farkları yokladığımızda;

Bir devlet adamından yaptığı tüm işlerde, atama, görevlendirme ve yetkilendirmelerde kendine bağımlı yakın çevresini gözetmesi değil, liyakata göre davranması gerekir.

Oysa vazgeçtik yakın çevreden, akademik camia ve bürokraside ve yerel yönetimlerin bazılarında merkezi yönetimle yarış edercesine soy dayanışması görüyoruz. Örneğin birisi rektör olunca tüm hısım akrabayı üniversiteye yerleştiriyor. Kimi belediye başkanları da öyle… Türlü çeşit dayanışma biçimleri.

Bu hukuk ve etik dışı; FETÖ'sünden, mafyasına, yandaşından soy dayanışmasına son verecek namus ve cesarette devlet adamına acilen ihtiyaç olduğu duyurulur.