HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ I…..

Sayın Prof.Dr.Haydar Baş Hocamızın ‘‘ Hz. Fatıma ’’ eserinde ‘‘ Hz. Fatıma’nın son anlarında Hz. Ali’ye vasiyetleri’’ hakkında şu bilgilere yer vermektedir: Bihârü’l-Envâr’da Hz. Fâtıma (a.s.)’ınson anlarında Hz. Ali (a.s.) için ağladığı yer almaktadır:  

HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ I…..
Gökhan Demir

HZ. FÂTIMA’NIN SON ANLARINDA HZ. ALİ’YE VASİYETLERİ I…..

      “Fâtıma (a.s.) can vermek üzere iken ağlıyordu. Ali (a.s.): ‘Niçin ağlıyorsun?’ diye sordu. Hz. Fâtıma (a.s.): ‘Senin gelecekteki musibetlerine ağlıyorum’ dedi. Hz. Ali (a.s.): ‘Ağlama, Allah’a and olsun, bu gibi şeyler Benim için hiç önemli değildir’ buyurdu.” (Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 218)

  Hz. Fâtıma (a.s.) öleceğini anladığı vakit Hz. Ali’ye (a.s.) şunları vasiyet etmiştir: “Ey amcamın oğlu! Kuşkusuz, ölüm haberim Bana verilmiştir. Durumumun nasıl olacağını bilmesem de, birkaç saat sonra Babama kavuşacağım. İçimde sakladığım bazı şeyleri Sana vasiyet edeceğim.”

 Ali (a.s.) ona şu karşılığı verdi: “İstediğin şeyi Bana vasiyet et ey Resûlullah (s.a.v.)’in kızı!” Ali (a.s.) Fâtıma’nın (a.s.) baş ucuna oturdu, evde bulunan diğer kimseleri dışarı çıkardı. 

 Sonra Fâtıma (a.s.) konuşmaya başladı: “Ey amcamın oğlu, Seninle beraber olduğum günden beri, Sana hiç yalan söylemedim ve ihanet etmedim, Benimle yaşadığın sürece Sana karşı gelmedim.” Ali (a.s.) şöyle dedi: “Allah’a sığınırım. Sen Allah’ı en iyi bilen, iyilik ve takva sahibi, cömert, Allah’tan çok korkan birisin. Allah’a yemin ederim ki, Bana karşı gelmişsin diye seni kınayacağım hiçbir davranışın olmamıştır. Senin ayrılığın ve Seni yitirmem Bana ağır geliyor. Ancak bundan kaçınmamız mümkün değildir. Allah’a yemin ederim ki, Resûlullah’ı (s.a.v.) kaybetmekle yaşadığım musibetimi yeniledin. Senin ölümün ve Seni yitirmem büyük bir musibettir. Biz Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz. Ne feci, ne elem verici, ne yaralayıcı ve de ne hüzün verici bir musibettir bu! Bu musibet karşısında hiçbir teselli Beni teskin etmez, hiçbir tâziye unutturmaz bu acıyı. Bir yıkımdır ki geride hiçbir şey bırakmıyor.”

  Sonra birlikte uzun süre ağladılar. İmam-ı Ali (a.s.) Fâtıma (a.s.)’ın başını göğsüne koydu ve şunları söyledi: “Bana istediğini vasiyet et. Bana emrettiğin her şeyi yaptığımı göreceksin. Senin emrini, Senin işlerini Kendiişlerime tercih edeceğim.” Bunun üzerine Hz. Fâtıma (a.s.) şunları söyledi:“Bana karşı sergilediğin bu davranışından dolayı Allah Seni hayırla ödüllendirsin. Ey amcamın oğlu! Öncelikle Sana şunu tavsiye ediyorum: Benden sonra evlen. Çünkü erkeğin bir kadını olması gerekir.” Ardından sözlerini şöyle sürdürdü: “Bana haksızlık eden şu adamlara cenazemi göstermemeni tavsiye ediyorum. Onlar Benim ve Resûlullah (s.a.v.)’in düşmanlarıdır. Onların ve onlara tâbi olanların cenaze namazımı kılmalarına izin verme. Cenazemi, gözler uykuya daldığı, herkesin uyuduğu geceleyin defnet.” (Ravzatu’l-Vaizin, c. 1, s. 151)

  Bihârü’l-Envâr’da vasiyeti ile ilgili şunlar yazmaktadır: “Ey amcamın oğlu! Başımda ağladıktan sonra, Beni yıka, vücudumu açma. Çünkü Ben temiz ve temizlenmişim. Üzerime babam Resûlullah (s.a.v.)’in üzerine döktüğünüz kâfurdan kalanı dök. Namazımı kıl, sonra akrabalarımdan diğerleri peş peşe gelip kılsınlar. Beni gündüz değil, geceleyin, açıkça değil, kimse görmeden gizlice defnet. Kabrimin izlerini yok et, belli olmasın. Bana zulmeden hiç kimseye cenazemi gösterme. Ey amcamın oğlu! Benden sonra evlenmeden edemeyeceğini biliyorum. Eğer bir kadınla evlenirsen, bir gün ve geceyi ona, bir gün ve geceyi de çocuklarıma ayır. Ey Ebu’l-Hasan! Oğullarımın yüzüne bağırma. Kanadı kırık kimsesiz yetimler gibi görmesinler kendilerini. Çünkü  Onlar dün Dedelerini yitirdiler, Bugün annelerini yitirecekler”(Bihârü’l-Envâr, c. 43, s. 178)

 

Devam edecek