HZ. HASAN’IN AHLAKI II

Dünden devam ediyor

   Hazreti Hüseyin (r.a.) da, ona hatalarını, kalbini kırmadan söylemelerinin gerektiğini hatırlatmış. Nasıl söyleyeceklerini düşünüp dururken birden Hazreti Hasan (r.a.) efendimiz, “Benim aklıma şöyle bir fikir geldi. Ne dersin?” deyip kardeşinin kulağına bir şeyler fısıldamış. İki kardeş usulca yaşlı adamın yanına yaklaşmış. Hazreti Hasan (r.a.) söze başlamış:

HZ. HASAN’IN AHLAKI II
Gökhan Demir

HZ. HASAN’IN AHLAKI II

 

“Afedersiniz efendim… Ben ve kardeşim namaz kılmaya yeni başladık. Fakat, hangimizin doğru abdest aldığı konusunda anlaşamıyoruz. Siz aramızda hakem olsanız, biz de abdest alsak, bakalım hangimiz doğru olarak abdest alıyor onu öğrensek.” İkisi de başlamışlar abdest almaya. Bu sırada yaşlı adam da büyük bir dikkatle onları izliyormuş. Sonunda abdestlerini tamamlamışlar. Amcanın tepkisini öğrenmek için baktıklarında, gözlerinin dolu dolu olduğunu görmüşler. O ak sakallı amca bir taraftan Hazreti Hasan (r.a.) ve Hazreti Hüseyin (r.a.)’i kucaklarken bir taraftan da şunları söylemiş: “Sevgili yavrularım! Aslında ikinizde doğru olarak abdest alıyorsunuz. Hatalı olan bendim. Size ne kadar teşekkür etsem azdır.” Yaşlı amca, daha sonra onları alınlarından öperek uğurlamış.” (Hz. Hasan’ın Hilafeti-Muaviye Devrinin Arka Planı, s. 12)

      İsmail b. Mihran, el-Kunasî’den, o da Ebu Abdullah’dan (yani İmam Câfer-i Sâdık’tan) şöyle rivayet ediyor: “Hasan b. Ali’nin umre yapmak amacıyla çıktığı seferlerden birinde Zübeyir’in çocuklarından biri de bulunuyordu. Bu adam Hasan’ın imamlığına inanıyordu. Bir suyun başında kurumuş bir hurma ağacının altında konakladırlar. Hurma susuzluktan kurumuştu. Hasan için hurmanın altına bir sergi serildi. Zübeyr’in çocuğu için de bir başka hurma ağacının altına ve onun hizasına gelecek şekilde bir sergi serildi. Zübeyr’in oğlu başını kaldırarak: “Eğer bu hurma ağacının dallarında hurma olsaydı onlardan yerdik” dedi. Hasan ona dedi ki, “Hurma mı yemek istiyorsun?” Adam, “evet” dedi. Bunun üzerine Hasan ellerini göğe doğru kaldırdı. Ve benim anlamadığım sözlerle dua etti. Hurma ağacı derhal yeşerdi sonra eski haline döndü. Yaprak açtı ve hurma meyveleri dallarında yeşermeye başladı. Kiraladıkları deveci dedi ki: “Allah’a yemin ederim ki bu bir sihirdir.” Hasan ona şu karşılığı verdi: “Yazıklar olsun sana! Bu sihir değil, bilakis Peygamber oğlunun kabul gören duasıdır.” Sonra hurma ağacına çıktılar meyveleri topladılar. Topladıkları meyveler kendilerine yetti.” (Usul-ü Kafi, c. 1, s. 838)

     İmam Câfer-i Sâdık’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Hasan dedi ki: Allah’ın, biri şarkta biri de garpta iki şehri vardır. Bu şehirler demirden surlarla çevrilmişlerdir. Her birinin bir milyon kapısı vardır. Orada yetmiş milyon dil vardır. Her bir dilin konuşması diğer dilden farklıdır. Ben bu dillerin tamamını, iki şehrin içinde, ikisinin arasında ve ikisinin üzerinde olanları bilirim. İki şehir üzerinde benden ve kardeşim Hüseyin’den başka hüccet yoktur.” (Usul-ü Kafi, c. 1, s. 839)

     Ebu Usame, İmam Câfer-i Sâdık’tan şöyle rivayet ediyor: “Hasan b. Ali bir sene yürüyerek Mekke’ye gitti. Bunun sonucunda ayakları şişti. Kölelerinden biri, “Eğer bir bineğin sırtına binersen ayaklarının şişi iner” dedi. Hasan dedi ki, “Asla! Eğer şu konağa gelirsek orada yanında yağ bulunan siyah bir adam karşına çıkacak. O yağı ondan satın al ve sakın ucuz almak için çene çalma.” Kölesi ona dedi ki, “Anam babam sana feda olsun. Buraya kadar geldik. Hiçbir konakta bu ilacı satan biriyle karşılaşmadık.” Dedi ki, “Bilakis sözünü ettiğim adam menzilimize yakın ve senin önündedir.” Bir mil yol aldıktan sonra siyah bir adamla karşılaştılar. Hasan kölesine dedi ki, “Adamın yanına git, yağı ondan satın al ve bedelini öde.” Siyah adam dedi ki, “Ey hizmetçi bu yağı kimin için satın almak istiyorsun?” Hizmetçi, “Hasan b. Ali için satın alıyorum” dedi. Bunun üzerine siyah adam, “Beni de onun yanına götür” dedi. Hizmetçi siyah adamı Hasan’ın yanına götürdü. Adam Hasan’a şöyle dedi: “Anam babam sana feda olsun. Bu yağa ihtiyacın olduğunu bilmiyordum. Ben bunun için sizden bir bedel almayacağım. Ben de senin hizmetçinim. Ancak Allah’a bana sağlıklı ve siz Ehl-i Beyt’i seven bir erkek çocuğu bahşetmesi için dua et. Çünkü buraya geldiğimde karım doğum sancıları çekiyordu.” Hasan dedi ki: “Evine git. Allah sana sağlıklı ve bizi sevecek olan bir erkek çocuğu bağışladı.”( Usul-ü Kafi, c. 1, s. 840)