İftar

FETÖ deyince aklımıza ilk gelenlerden biri Ramazan ayında papazlı hahamlı iftar sofraları.

İftar
Bayram Coşgun

İftar

Örgütün yönetimde etkin olduğu, milletimiz nezdinde itibar gördüğü yıllarda papazların başköşeye oturtulduğu iftar sofraları kurulur, duayı papaz yapar bunlar da 'âmin' derdi.

Yapılan bu işin adına da 'dinler arası diyalog' dendi. 

Bu faaliyetler o kadar ilerledi ki, iş besmeleyle kilise açılışına kadar uzandı. 

Rahmeti bol olsun Prof. Dr. Haydar Baş tüm imkânlarıyla tek başına bu saçmalığa karşı durdu, 7'den 70'e herkesi ayıktırmaya çalıştı.

Din tahripçilerine Kur'an-ı Kerim'in cevabı, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler gibi kitaplarla, televizyon programlarıyla, mitinglerle, konferanslarla, köşe yazılarıyla bu projenin arka planını anlattı, bıkmadan usanmadan Dinlerarası Diyaloğun Müslümanlar arasında Hıristiyanlığı yaymak üzere bizzat Vatikan tarafından geliştirilmiş proje olduğunu, uygulamasının da FETÖ'ye verildiğini anlattı durdu.

Zaman O'nu haklı çıkardı.

15 Temmuz hain kalkışması diyalog, hoşgörü masallarının altında yatan niyeti ortaya apaçık döktü.

Ancak gelinen nokta bu konuda pek de yol alamadığımızı gösteriyor. 

Çarşamba akşamı Köşk'ten yansıyan görüntüler dikkat çekiciydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan azınlık temsilcileriyle Çankaya Köşkü'nde buluştu ve adına 'iftar' denilen akşam yemeği yedi.

'Adına iftar denilen yemek' diyorum çünkü 'iftar' İslam dinine ait bir kavramdır ve ancak ve ancak Müslümanların kendi aralarında oruç açmasına iftar denilebilir.

Bu benim şahsi görüşüm değil İslam itikadının bir gereğidir. 

Nasıl olur da Müslüman olmayan biri ile yenilen yemeğe iftar denilir? Adam oruç mu tuttu da iftar yapıyor. Zaten bunu yapsa Müslüman olur, öyle değil mi?

Adam zaten senin inandığın ne varsa hepsini reddetmiyor mu, adamın asıl mücadelesi senin inancın değil mi?

Bütün bunlar tarihi, dini birer hakikat değil mi?

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş bu trajikomik durumu, "Biri FETÖ ile mücadele mi dedi? FETÖ firarda fikri iktidarda!" diyerek özetledi.

Tüm bunları ifade ederken bir noktanın da altını çizelim; bizim kimsenin inancıyla bir işimiz yok. Kim neye inanmak istiyorsa ona inanır. Cumhurbaşkanı da devletin başı sıfatıyla toplumun her kesimiyle görüşebilir. Bunda bir sıkıntı yok ama hiç kimse de yüce dinimiz İslam'a ait değerleri bu şekilde kullanamaz. Bizim de kendi inancımıza saygı gösterilmesini beklemek en doğal hakkımızdır.

Saygılar…