Neden geçmişle övünmüyoruz?

"Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;

On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;

Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan,

Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan" 

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

Neden geçmişle övünmüyoruz?
Ekrem Yazar

Neden geçmişle övünmüyoruz?

Bu ülkeye hizmet eden, bir çivi çakan herkese minnettarız. Ancak politika uğruna geçmişi inkâr etmek ve yapılanları sıfıra çıkarmak bence politik bir oyundan başka bir şey değildir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yapılanları yok saymak inandırıcı olmuyor. On yılda ülkeyi demir ağlarla ördük sözüne tepkiyi gerçekten anlayamıyorum. Biraz tarih bilgisi olan insan, o yokluk, kıtlık döneminde yapılan eserlerle onur duyar.

Faruk Nafiz Çamlıbel'in dizelere döktüğü gerçekleri, saptırmak kimsenin hakkı değildir. Atatürk zamanında yapılanları sıfıra indirmenin bu ülkeye ne kazandıracağını ben bilemiyorum? Yazılan şiirdeki anlatım, yalnız demiryolları değildir. Güçlü eğitimdir, güçlü ekonomidir, güçlü siyasettir, güçlü bağımsızlıktır.

Belirttiğim bu temel ilkeler demir ağ gibi güçlü örülmeseydi elimizde ne vatan kalırdı, ne de ulus, ne de bugünkü TC Devleti. 

Hazinesi borçtan başka bir şeyi olmayan Osmanlı Devleti yıkıntısı üzerine kurulan TC Devleti, kimseden borç almadan, kimseye bir karış toprağını satmadan bir taraftan ülkeyi onarmış, diğer taraftan Osmanlı'dan kalan borçları ödemiştir.

Okuma yazma hatta temizlik malzemelerini tanımayan bir ulusu devraldı TC Devleti. Fakir halk, bir sürü bulaşıcı hastalıkla boğuşurken  o günlerde bile ülkeyi kalkındırmanın inancı yaşanmıştı.

Koskoca ülkede bir çimento fabrikamız yoktu. Evler kerpiç denilen çamurdan yapılıyordu. Şeker fabrikamız yoktu. Rusya'dan gelen şekerle yetiniyorduk. 

Cumhuriyetle birlikte, şeker fabrikaları, çimento fabrikaları, kâğıt, silah, uçak fabrikaları, kumaş fabrikaları kuruldu. Hem de ülkenin her yerine serpiştirildi.

Tiyatro, spor, müzik ve diğer sanat kurumları kuruldu. Belirttiğimiz fabrikalarda çalışacak teknisyenimiz, mühendisimiz yoktu. Dışarıdan getirilen teknik insanlar, bizim insanlarımızı eğitti ve üretimi kendi insanımızla gerçekleştirmeye başladık.

Ülkenin batısı, doğusu yanmış, yıkılmıştı. Bir taraftan yakılan camiler, köyler, şehirler onarılıyor, bir taraftan da ülkenin kalkınması için yeni yeni fabrikalar kuruluyordu.

Olan demiryollarımız yabancıların elindeydi. Yalnız demiryolları mı, birçok kurum tıpkı bugünkü gibi yabancılara peşkeş çekilmişti. 

Bu yokluk, yoksulluk içinde kazma, kürekle 3000 kilometre demiryolu yapılmıştı. Demir ağın bir ayağı olan çağdaş eğitim ele alındı. Okul yoktu, öğretmen yoktu. Doğru dürüst üniversitemiz de yoktu. O yüzden çağa ayak uyduramayan Osmanlı Devleti yıkılmak zorunda kalmıştı. Yerine çağdaş, toplumu birleştirici, ulusal bilinci gerçekleştiren yeni bir devlet kuruldu.

Yüz sene sonra çıkıp da ülkeyi demir ağlarla biz donattık demek yine diyorum tarih bilmemektir. Bugünün teknolojisi, bugünün teknik insanı ile yaptığımız demiryollarımız bile birçok kazaya ve birçok insanın ölümüne sebep olmuyor mu?

Lütfen geçmişi karalamayalım. Çünkü bu insanlar boş sözlere inanmıyor.  Bu ulus, Cumhuriyet öncesi yaşamı benimsemiyor. Onun için gelin birlikte ülkemizi kalkındırmanın hesaplarını yapalım. Atatürk ve o dönemin özverili insanlarına çamur atmak yerine şükran duyalım.

Yazdıklarımda yalan var mı?