Siyaset mi, devlet mi?

İnsanoğlu için hatadan dönmek erdemliktir. 20 yıllık iktidar tüm devlet kurumlarını siyasallaştırdı. Bu yapılanma ister istemez otoriter rejime gidişi hazırladı. Çünkü siyasal kadro ne isterse bürokrat onu yerine getirmeye başladı ki bu demokrasi açısından kaygı vericidir.

Siyaset mi, devlet mi?
Ekrem Yazar

Siyaset mi, devlet mi?

Bir ülkede adalet işlevini yerine getiremiyorsa orada haktan hukuktan söz etmek yanlış olur. İçeride ve dışarıda yönetimin yaptığı hukuk dışı yaklaşımlar hem ülkenin itibarını düşürür hem de iktidar için büyük risk oluşturur.

Seçimle gelen bir iktidarın seçimle gitmesi kadar doğal yaklaşım olamaz. Her siyasal iktidarın bir ömrü vardır. Mutlaka toplum açısından yıpranacaktır ve iktidardan gidecektir. Ama iktidarı vermemek gibi bir çaba demokratik ülkelerde düşünülemez bile.

"Armut piş ağzıma düş" sözünde olduğu gibi hiçbir iktidar da muhalefete, "Ben yoruldum gelin bundan sonra siz götürün," demez. İktidar karşısında güçlü olunamazsa ve inandırıcı projelerle toplumun karşısına çıkılmazsa elbette ki yine iktidar iktidarlığını sürdürür.

Bu olağanüstü koşullarda demokrasi cephesi her türlü özveride bulunarak birleşemiyorsa ve parti içi hesaplarla, parti içi liderlik kavgalarıyla zaman öldürüyorsa iktidar değişimini beklemek hayal olur. Bu küçük oyunların içine düşen muhalefet, toplum nazarında iktidar kadar suçlu duruma düşer.

Demokrasi, bizim olmazsa olmazımızdır. Demokrasi, yalnız siyasal partiler için değil, tüm sivil toplum kurumlarının, işçi, çiftçi, öğretmen, doktor, esnaf, iş insanı, sanatkar… için her alanda vazgeçilmez bir yönetim biçimi olduğu unutulmamalıdır. Doğal olarak da herkes kendi gelecekleri için, çocukları için, torunları için elini taşın altına koymalıdır. 

Farklı anlayış ve amaçla kurulan siyasal partiler, demokrasi için eylemde birleşmek zorundadırlar. Taban ne der, korkusunu parti liderleri düşünürlerse o zaman bu ülke ve bu toplum oluşumdan zararlı çıkar.

Yanlış anlaşılmasın demokrasi muhalefet kadar iktidar için de gereklidir. 15 Temmuz olayı, muhalefetten çok iktidar için bir ders olmuştur. Emperyalizmin memuru olan FETÖ, siyasal İslam'ı kullanarak, toplumun dini duygularını okşayarak, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak için darbe girişiminde bulunmuştur. Demokrasi ve demokrasi kuralları içinde kurulan devletimizi, siyasal amaçlı başka kuruluşlara teslim etmeye kalkışırsak işte 15 Temmuz olayı ile karşı karşıya gelmiş oluruz. 

1 Mart 2003 tezkeresi ile FETÖ'cülerin ABD'nin onayı ile harekete geçtikleri bir gerçektir. Tezkerenin reddi, Ilımlı İslam projesini hızlandırmıştır. Gerek iktidar, gerekse muhalefet demokrasiyi güçlendirmek için çaba göstermeleri,  FETÖ sürecinin ortadan kalkmasına katkıda bulunacaktır.

İktidarların, ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma hırsları, ülke çıkarları açısından olumlu yaklaşım olamaz. Bir yanlışın başka bir yanlışla sürdürülmesi olanaklı değildir. İktidarlar, tükenmişse, topluma ve toplum yararına sunacakları projeleri kalmamışsa bir an önce seçime gitmelidirler. Hem, geçmiş iktidar nefes alır, hem de toplum kendine güven kazanır.

Çıkmaz yolda olan ülkemizin düzlüğe çıkması için neden tüm siyasal partiler, bir yuvarlak masa etrafında toplanmazlar? Neden birlikte çözüm üretmezler? Ulusal sorunlarda neden omuz omuza vermezler?

Ben mi çok şey bekliyorum yoksa?