Tarihi doğru okumak

İlber Ortaylı diyor ki: "Tarihi büyük ölçüde kişiler yapar." Tarihe baktığımızda Ortaylı'nın yaklaşımına katılmamak mümkün değildir. Türk tarihi denildiği zaman, Malazgirt Savaşı komutanı Alparslan akla gelir. Sonraları Osman Bey, Fatih Sultan Mehmet, Gazi Mustafa Kemal Paşa gibi isimler gelir.

Tarihi doğru okumak
Ekrem Yazar

Tarihi doğru okumak

Napolyon, Washington, Lenin, De Golle… say sayabildiğin kadar. Her ulus kendi tarihini yapan liderlerini unutmaz ve saygıyla anar. Uluslar, liderlerinin fikirlerini, eylemlerini tarih sayfalarında canlı tutarlar. Çünkü tarih yapan insanları, tarih yazanlar yaşatırlar.

Tarih yapanlarla tarih yazanlar uyum içinde olmadıkları zaman özellikle tarih yazanlar, kendi dünya görüşlerine göre geçmişe bakarlarsa ülkelerine zarar verirler.

Gerçek liderler, kendilerini kontrol etmesini bilen bireylerdir. Zamansız ileriye atılmıyorlar. Bilinecek şeyleri çok iyi biliyorlar, deneyimlerini çok iyi kullanıyorlar. Çağımızın önemli liderlerinden Mustafa Kemal, ortamın olumsuzluklarına teslim olmamıştır. Kurtuluş Savaşı başladığı zaman , Birinci Dünya Savaşı'nda yapılan hatalara düşmek istememiştir. O dönemde etrafında olan değerli komutanlardan bazıları, Balkan Savaşlarının ve Birinci Dünya Savaşı'nın yılgınlığı ve moral bozukluğu nedeniyle savaşa girmemeyi önermişlerdir. Bu komutanları, vatan haini olarak görmek hata olur. Çünkü onlar iyi komutandırlar ama lider değildirler.

Siyasette de liderlik önemlidir. Bir partinin başkanı olmak ayrı şeydir, ülkenin siyasi lideri olmak ise apayrı şeydir. Ulusunu doğruya, güzele ve ileriye götürmek siyasi liderin temel görevidir. Ulusu bölmeden, birlik beraberliği sağlamak, siyasi liderin temel amacı olmalıdır. Ama bir siyasi lider, ülkeyi kendi özel mülkü gibi görür, orada yaşayan insanları, kendi hizmetinde çalışan insanlar olarak değerlendirirse o kişi, lider tanımına girmez.

Dikkat edilirse 20. yüzyılın liderleri iflas etmişlerdir. Bunların fonksiyonları kalmamıştır. Tarihi portreler durumuna dönüşmüşlerdir. Sözüm ona demokrasi adı altında oluşan yönetim biçiminde kölelik yok edilmek istenmişti. Ama görüyoruz ki yeni kölelik biçimi oluştu. Suriye'den, Irak'tan, şimdi de Afganistan'dan kaçan insanlar, demokratik ülkelere özellikle bizim ülkemize sığınıyorlar. Kapitalist sistemin dişleri arasında kimliklerini kişiliklerini yok ediyorlar.

Ülkemizde olsun, diğer ülkelerde olsun, göçmenlere olumlu bakılmıyor. Çalışma hayatları güvencede değil. Sigortaları yok, karınlarını doyuracak kadar ücret veriliyor. 

Sosyalizm başarılı olamadı. Sistem çöktü. İnsanlar, arayış içine girdi. O sistemi kuran portreler de tarihin sayfalarında kaldı.

Ama Atatürk ve kurduğu sistem bütün olumsuzluklara karşın yaşıyor. Çünkü lider Atatürk, hem kendi ulusunda ölümsüzleşti hem de dünya uluslarında saygınlığını koruyor.

Kemalizm, ulusal bütünlüğü içine alan bir sistemdir. Din ayırımı yapmadan, ırk ayırımına yer vermeden toplumunu kucaklayan bir yaklaşımdır. Onun için Kemalizmi ve onun liderini tarihe gömmek isteyen iç ve dış düşmanlar, başarılı olamadı ve olamazlar da. Çünkü Kemalizm, çağa uyum sağlayan ve gerektiğinde kendisini yenileyen bir sistemdir.  

Şu bir gerçek ki, ülke ve ulus her olumsuza girdiğinde Kemalizm bir umut ışığı oluyor. Her yaştaki insan ve sınıftaki kitleler tarafından benimsenmiş oluyor.

O nedenle tarihi saptırmadan doğru okumalıyız ve doğru anlatmalıyız. Aksi halde aç kurtlar, ülkemizi Irak, Suriye, Afganistan, Libya durumuna düşürebilirler.

Ne dersiniz?